Bu sayfadasın: Anasayfa Eleştiriler Yazizmir Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor

Eleştiri Yazizmir Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor

Yazizmir: Kadınlar edebiyatla buluşuyor

Binlerce yıl geçti yazının ortaya çıkışından bu yana. Ama ne yazık ki kadının yazıyla karşılaşması daha çok yeni. Ve kendi tarihini anlatması hala sözel olarak devam ediyor. Kadın, kendini nakışlarla, dokumalarla, hareketlerle, seslerle tanıtırken eril tarih içinde görünmeye varolmaya çalışıyor. İlmek ilmek birbirlerinin deneyimlerinden faydalanarak kendi tarihini öğreniyor, yazarak kalıcı kılıyor. Bıktırıcı, usandırıcı, aptallaştırıcı ev işleriyle yolu kesilse de… Gelenekler ve görenekler suskunlaştırsa da…

Bu etkinlikte, yazar kadınlar diğer kadınlarla buluştu, yazma deneyimlerini aktardı… Kadınlar yazının büyülü dünyasıyla karştı. Kadın olduklarının farkına vararak,acılardan kurtulmak için, dünyayı ve kendilerini değiştirmek ve dönüştürmek, bildiği ve öğrendiği her şeyi paylaşmak için bir araya geldiler.

20-21-22 Ekim tarihlerinde İzmir Büyük Şehir Belediyesiyle ortaklaşa yaptığımız, 120 kadının faydalandığı bu etkinliğin sloganı;
Özgürleşmek, dönüşmek ve dönüştürmek için...
Haydi kadınlar yazmaya... idi.
Yazizmir kitabı hakkında:
On kadın yazardan oluşan bir ekip ve yüz yirmi kadın katılımcıyla çıkmıştık yola.
İşlik çalışmaları süresince, konuk yazarlarımız kendi yazma serüvenleriyle, edebiyatın bilimsel yanını birleştiren konuşmalarıyla dinleyenlere ışık tuttular ve katılımcılar, öykü, şiir, düzyazı yazmaya ilk adımlarını attılar. Uzun soluklu bir çalışmanın ardından ürünler bir kitapta toplandı.

Bu kitap, edebiyatın gücüyle özgürleşmek, değişmek, dönüşmek isteyen, bu yolda atım atan kadın dostlarımızın kitabıdır.  

Ayşe Sarısayın'ın kitaptaki yazısı:
YAZİZMİR'den geriye kalanlar…

İzmir sıkça gidip geldiğim,  az çok bildiğim, güler yüzlü insanlarını, deniz kokulu sokaklarını özlediğim, bana hep Cahit Külebi'nin "İzmir'in denizi kız, kızı deniz / Sokakları hem kız hem deniz kokar" dizelerini anımsatan ve "İşte burada yaşanır!" dediğim bir kent... 20-22 Ekim 2010 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Kadın Yazarlar Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği etkinliğe katılmak üzere İzmir'e giderken, tanıdığım, sevdiğim bir yere bir kez daha kavuşmanın heyecanı vardı içimde. Etkinliğe de yabancı değildim üstelik, bir yıl önce Antalya'da "YAZANTALYA" projesine katılmış, farklı yaşlarda, farklı eğitim düzeylerinde, farklı niteliklerde yüze yakın kadınla buluşmuştum. Kendi yazı serüvenlerimizden yola çıkarak hayata ve edebiyata ilişkin kavramları tartışmak, yeni ve unutulmaz bir deneyim olmuştu hepimiz için.

İzmir, ayak bastığım anda yine sarıp sarmaladı beni. Bu kez etkinliğin sloganı olan "Özgürleşmek, dönüşmek ve dönüştürmek için… Haydi kadınlar yazmaya…" sözlerinin yarattığı bir heyecan vardı her zamankinden farklı olarak. "Ne anlatacağım, nasıl anlatacağım, iletişim kurabilecek miyim, kendimi ifade edebilecek miyim, bir katkı sağlayabilecek miyim?" vb soruların yarattığı tedirginlik, gerek yüzden fazla katılımcının gerek düzenleyicilerin içten ve sıcak karşılamasıyla çabucak geçiverdi. Özel bir çabaya gerek yoktu, kendimizi olduğumuz gibi anlatabildiğimizde, içten olmayı başarabildiğimizde birbirimize ulaşabiliyorduk zaten: Kadınlar, kadınları anlamaya çoktan hazırdı, yeter ki bir an durup bakmaya fırsat bulabilsinler…

Etkinliğin ilk bölümünde sunmak üzere, kendi okuma ve yazma yolculuğumdan yola çıkarak "Neden yazıyoruz, nasıl yazıyoruz, yazdıklarımızı oluşturan kaynaklar neler?" sorularına yanıt bulmaya çalıştığım kısa bir konuşma hazırlamıştım, ancak oradaki ortam hazırladığım metnin dışında, farklı yerlere de götürdü beni. "Özgürleşmek", "dönüşmek" ve "dönüştürmek" kavramlarını bu konuşma sırasında yeniden irdeledim sanırım.

Edebiyatın en önemli işlevlerinden birinin, farkına varmak ya da farkında olmak kavramıyla ilişkili olduğuna inanırım hep. Edebiyatın bilgiyi aşan ve bizi geliştiren yönü ise bu farkındalığı estetik duygular üzerinden sağlamak. Okudukça yalnızca bize yabancı, bilmediğimiz hayatları tanımakla kalmayıp kendimizi tanımamız, tanımlandırmamız ve hayatın içinde konumlandırmamız nasıl  kolaylaşıyorsa, yazmaya başladığımızda bir halka daha ekliyoruz bu sürece. Yazdıkça rahatlıyoruz, rahatladıkça baskılar kalkıyor üzerimizden, iç dünyamıza, kendimize biraz daha yaklaşıyoruz, özgürleşiyoruz.  Yalnızca sözcüklerle inşa edilen bu dünyanın eşi benzeri yok, biricik, bize ait, kurtarılmış bir alan adeta. Farkına varmanın, görebilmenin yarattığı özgürlük ise, zaman içinde bir dönüşüm sağlayacaktır kuşkusuz. İçinde bulunduğumuz koşulları değiştiremiyor olsak da, bu dönüşüm hayata ve kendimize bakışımızı farklılaştıracak ve bize yepyeni bir hayatın kapılarını açacaktır belki de…
Daha iyi, daha güzel, daha adaletli bir dünyaya ulaşmanın ilk adımı...

Etkinliğin kapanış ve değerlendirme konuşmasında da dile getirdiğim gibi hem yazarları, hem de katılımcıları motive eden bu buluşmaların önemine inanıyorum.  Atölye çalışmalarında öykü konusunda yıllar boyunca okuyarak öğrendiklerimi, yazarak edindiğim deneyimleri elimden geldiğince paylaşmaya çalışırken, şunu düşündüm bir yandan: Önemli olan "yazar" olmamız değil bence, özgürlüğe açılan kapılardan biri olan edebiyatın içinde yol almamız, okuyarak ya da yazarak, yalnızca kendimiz için ya da başkaları için, ama en başta "dönüşmek" için…
YAZİZMİR'de buluşmamızı sağlayanlara kucak dolusu teşekkürlerle nice buluşmalara, nice yolculuklara!
Ayşe Sarısayın
27 Mart 2011, Heybeliada  

Kaynak: http://www.kadinyazarlardernegi.org.tr

geri