Bu sayfadasın: Anasayfa Eleştiriler Füruzan diye bir öykü

Eleştiri Füruzan diye bir öykü


Füruzan'ı tanımak için


Doğan HIZLAN, Hürriyet, 3 Kasım 2008

Türk öykücülüğünün ustalarından Füruzan'ı daha yakından tanımak, edebiyat üzerine düşüncelerini öğrenmek, öykülerini daha boyutlu anlayabilmek için size bir kitap salık vereceğim: “Füruzan diye bir öykü”. Hazırlayan: Faruk Şüyün. Kitap, 2008 TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı'nın Onur Yazarı olduğu yıl yayınlanmıştı. Bu kitabın en önemli özelliği, bir otobiyografi olmasıdır. Füruzan'ın kişisel ve edebî hayatının ayrıntılarını ilk kez burada okumak, sanırım hepimiz için heyecan verici bir olaydır. Füruzan, herhangi bir okurun da tat alacağı bir yazardır, çünkü konuları, insanları o kadar hayatımızın içinden seçilmişlerdir ki, geniş bir okur kitlesini etkiler, hatta yalın, doğal duyarlığıyla insanı can evinden vurur. Oysa, o yalın öykü öylesine ustalıkla örülmüştür ki, öylesine derinliklerde varolan ayrıntısı vardır ki, bunun zevkini edebî dorukta yaşamak istiyorsanız, Füruzan'ı incelemeniz, hakkında yazılanları okumanız gerekir. İşte “Füruzan diye bir öykü” size bu olanağı veriyor, zengin okumaların kapısını/kapılarını sonuna kadar açıyor. Füruzan'ın anlattıkları, sorulara verdiği yanıtlar, bir yazar kişiliği ile edebiyatçı kişiliğin nasıl birbiri içinde oluştuğunu gösteriyor. Yaratmakla yaşamak, yazmakla hayat arasındaki ipeksi bağlantıyı keşfettiğinizde, Parasız Yatılı'yı, Benim Sinemalarım'ı daha çok anlayarak seveceksiniz.

“Füruzan diye bir öykü”de, Türk edebiyatının, alanlarındaki önemleri kanıtlanmış yazarlarının Füruzan'ı anlatan yazılarından bir seçme bulacaksınız. Ece Ayhan'dan Fethi Naci'ye, Tahsin Yücel'den Erdal Öz'e, Füsun Akatlı'dan Selim İleri'ye, Haydar Ergülen'den Ayşe Sarısayın'a, Emin Özdemir'den Semih Gümüş'e, Adnan Binyazar'dan Sevgi Özel'e geniş bir yazar listesi... Büyüme yıllarına dair anlattıkları, yalnız bir çocukta yeşermeye başlayan edebiyatçılık tohumunu gösteriyor. Evet dediği gibi, durmadan okuyor ama yazar olmak için değil. Sanırım bütün iyi yazarların yaratmaya giden yolu böyledir. Okumak bir aşamadan sonra yazmayı doğuruyor. Bakın, yalnız bir kızın yetişme dönemi güncesi:

“Büyüme yıllarında bütün çocuklar evlerinden sıkılmaya başlıyorlar. Büyükler, onlara çok eski püskü, anlaşılmaz söylevler atan birileri olarak görünüyorlar. O yıllar benim arkadaşlarım artık yoktu. Ben, kendi başına tam bir düşler dünyası içindeydim. Ne bulursam okumalar doludizgindi. Çünkü kitaplar, benim için artık yakın bir dostluk anlamını taşıyorlardı. Ben kendimi hiç yazar olarak düşünüp tasarlamadım. Hiç. Kesinlikle böyle bir şey yok. Niye tasarlamadım? Çünkü okuduklarım, dinlediklerim, izlediklerim ulaşılır görünmedi bana. Sanat, ciddi bir uzaklıktaydı. Öyle kolayca yapılamazdı kanımca. Çünkü bir kalem alıp bir şeyler yazmak, düzgün bir dille de olsa yazmak, çok ilginç olamazdı. Okuduklarımı kendi kendime birçok açıdan tartıştım.” İlk kitapla, edebiyat dünyasında yankı uyandırmıştı. O ilk çıkışın edebiyat dünyasındaki belirleyiciliğini, ilk başarının sonraki kitaplarla da nasıl pekiştiğini Tahsin Yücel'den okumalıyız: “Bizim yazın evrenimizde iyi yapıtlar fazla yankı uyandırmaz genellikle; hatta tam tersinin geçerli olduğu söylenebilir: Pehlivan tefrikası düzeyini bile tutturamamış bir roman eleştirmenlerimizce ‘İlk Türk romanı' diye nitelenebilir; her dört tümcesinden birini yanlış kuran bir kişi kaşla göz arasında en büyük, en özgün, en yaratıcı yazarımız oluverir. Benim bildiğim kadarıyla, bu konuda kural yalnız Füruzan için bozulmuştur. Hem de daha ilk kitabında. Evet, 1971'de, ilk öykü kitabı Parasız Yatılı yayımlandığı zaman, günlük gazetelerimizin birinci sayfalarında boy göstermiş olmasa bile, eleştirmenlerimizin büyük çoğunluğunca özgün bir yapıt olarak değerlendirilmiş, okur da yapıta gösterdiği büyük ilgiyle bu saptamayı doğrulamıştır. Kuşatma, Benim Sinemalarım, Gecenin Öteki Yüzü de aynı başarıyı aynı ustalık ve aynı tutarlılıkla sürdürmüştür.” Fethi Naci, Füruzan'da ayrıntının öneminin altını çiziyor:

“Füruzan için bir hikayesinin adını hatırlayarak ‘Ayrıntı ustası Füruzan' diyebiliriz; bir mozaik sanatçısı gibi kullanır ayrıntıları, o çeşit çeşit renkteki küçük taşların ustaca bir araya getirilmesiyle elde edilen bütünün sağladığı şaşırtıcı etkiyi Füruzan'ın çoğu hikayelerinde bulabilirsiniz. Füruzan'da hikaye demek ayrıntı demektir, diyebilirim. Ayrıntılarla sağlar hikayelerine inandırıcılığı; insan ve toplum gerçeğini, ruhsal çözümlemeleri ayrıntılarla somutlaştırır. Bunun için Füruzan'ın hikayelerinde biçim sorununu incelerken ayrıntılar üzerinde özellikle durmak gerekir.” “Füruzan diye bir öykü”yü bitirdikten sonra, bir büyük yazarın yaşamını öğreneceksiniz. O zaman da onun oluşum sürecini aşama aşama izleyeceksiniz, kitaplardaki izdüşümü incelemeye değer bulacaksınız. Bütün bu çalışmalarınız Füruzan'ı bir kez daha okumanızı zorunlu kılacaktır. Füruzan diye bir öykü Hazırlayan: Faruk Şüyün Yapı Kredi Yayınları

geri